18 Kasım 2013 Pazartesi

Bardakta Mısır



Beni, iş çıkışı görüp artık nasıl olduysa bir anda evleneceği insanın ben olduğuma inanıveren unlu mamülcü Muammer'i kesin bir dille reddettim.

Unlu mamül demek bolluk demek bereket demek biliyorum, lakin kurabiyesi var diye de evlenilmez kimseyle, siz de onu biliyorsunuzdur diye umuyorum.HAYIR ÇİKOLATALI BİLE OLSA EVLENİLMEZ. Bir de sene olmuş ikibin bilmem kaç, sokakta insan görüp evlenmenin pek sağlıklı sonuçlar vermeyeceği zamanlar yaşıyoruz, ahır zamanlar dostlar. Kimsenin kimseye güveni falan kalmamış, adam yükselen burcumdan bir haber DÜŞÜNEBİLİYOR MUSUNUZ? Diyor evlenelim. Oldu. Unlu mamülcüyüm diyor. İyi. Gratel miyim ben arkadaşım, nikah dairesine kadar ekmek kırıntısı serpele oldu olacak.  Hem belki ben sapığım, belki ailem komple hırsız, yengem aidsli? Esnaf dediğin çakal olur biraz, sen nasıl unlu mamülcüsün? Ayrıca gönlüm yok mu benim lan, aklım yok mu fikrim yok mu? Başkasını düşünüyom belki zıplaya zıplaya yürürken? BELKİ EVLİYİM HALİ HAZIRDA LAN.


Neyse, yazımızın bundan sonraki kısmı paralel evrende sürüyor. Bir unlu mamülcünün sağlayacağı konforlu (!) hayatı çekici bulabileceğim, 33 yaşında bir adamın dükkanından fırlayarak bana evlenme teklif etmesini normal karşılayabileceğim bir evren bu dostlarım.

Muammer'in teklifini neşe içerisinde kabul etmişim, ağzının içine içine konuşan annesi, pantolonunu gırtlağına kadar çekmiş babası ve suratsız kardeşleriyle evimize geliyorlar. Beni istemeye, sonra işte iğrenç bir nişan yapılıyor, yerler mineflo arkada koka kola dolabı olan bir salon kiralanmış.

Akabinde kına gecesi, imam nikahı ve Adıyaman'da düğün. Bir sürü kalın kollu hala var. Hepsi hafif bıyıklı. Hani hiç alınmamış yaşlı kadın bıyığı. Hepsinde inceden bir bulgur kokusu. Haydi evlendik.

Koltuk takımı, yemek takımı, yatak odası falan hep beyaz lake lake böyle, içeri girince evimiz sağlık ocağı gibi parlıyor. Her şey beyaz ve İstikbal kataloğundan. Benden beş parmak kısa, kıvır saçlı kocacığım tüm fotolarda çirkinliği ile göz dolduruyor. Benim gelinlik manda kasa tempra gibi, kollarım bile görünmüyor. Kaynanam dekolteyi pek sevmiyor. AMA HAYATA GÜLÜMSÜYORUM. Kolay mı? Üç dükkanı olan mamülcü adam almışız. Sırtımız yere gelmez daha.

5 ay kadar çok mesut yaşıyoruz, ben çalışmıyorum. Duvarları siliyorum canım sıkılınca, o bıyıklı halalar geliyor, altın küpesini asla çıkarmayan yengeler gidiyor. Kaynanam hep bizde, eltilerimin elleri her yerde falan. Donları bile ütülüyorum. Akşam beyim geliyor. Yemekten sonra TELEGOL izliyoruz. Kayserispor Ankaragücü maçı ilişkimizdeki en heyecanlı 90 dakikayı vaadediyor. Öpüşmüyoruz. Aramızdaki sıcak iletişim, çay bardağını uzattığım zaman aldığım hoş bir tebessümden ibaret.

Hafta sonları beni alıp avmye götürüyor sağ olsun, hızlı hızlı hamburgerlerimizi yiyoruz hiç konuşmadan. Sonra LCW'den bluz alıyor falan hediye. Avm'nin ortasındaki devasa şelaleye uzun uzun bakarak bir de bardakta mısır yiyoruz. Kocam çok cömert bir bey.

Bazı hafta sonları da bir takım altın saatli adamlar gelip çok fazla gülüp bağırarak sürekli askerlik anılarını anlatıyorlar. Ben de onlara güleryüzle tepsi tepsi çay taşıyorum. Deli gibi eğleniyorum. Evliliğimde çok mutluyum. Unlu mamülümüz hiç eksik olmuyor. Beyim sağ olsun çok cömert bir insan. Beni de çok seviyor.