27 Haziran 2012 Çarşamba

Karıma Mektup

Canım karıcığım Aysu,
Her şey ne kadar da güzeldi,hatırlasana. Saçlarını kızıla boyuyor,sigara içerken hayatı tartışıyordun."Evlenirken gelinlik altına konvers giyicam" diyordun. Burnun delikti, "Dilimi mi deldirsem yoksa göbeeeemi?" gibisinden kararsızlıklar içindeydin.Memleketten ailen az para yolluyor diye sürekli değişen sigara paketleri yüzünden,karizmatik bir balgamın vardı daima.Beraber makarna tenceresinin dibini kazır,mutlu yaşardık seninle.
Ne oldu Aysu? "Evlenelim." deyince ne oldu sana?
Gerçi sabrına da hayran kaldım.İçindeki yöresel hırsları kaç sene ne kadar iyi gizlemişsin benden.

"Buradan buraya kadar burma bilezik isterim." dediğin anda, elin ve dirseğin arasında işaret ettiğin mesafeye bakıp topuklamalıydım. Aşkımızı elinle dirseğin arasına sıkıştırdın Aysu. Radius kemiğin ile çizdin sınırlarımızı.
Dünyanın en kabarık,en işlemeli,en allı morlu,en dallı güllü, amazon ormanı gibi,mesire yeri gibi gelinliğini seçtiğinde de topuklamadığım için kendime lanet ediyorum şu an.
İsmin Aysu bile değilmiş ya bir tanem, Fatma Aysun Tömbekçigil imişsin sen.Senelerce gözüme baka baka kandırmışsın beni.
Konusu ne zaman açılsa, "Trakya taraflarından göçmüşüz işte yaaa." diye bahsettiğin Trakya'yı ani bir kararla, Yozgat'ın Suludikmen köyüne taşımadılarsa, o da yalanmış.
İnsan kütüğüyle ilgili niye yalan söyler kız? Yozgatlıyım diyeydin sevmeyecek miydim seni?
(Tüm bunları, düğün esnasında alkol eşiğinden ceketini beline bağlayarak atlayan büyük dayından öğrendim. Kendisine "Fiseyin emmi,hele gel." diyen de, gözlerini uzaklara dikerek, Amerika'da sevgilisiyle yaşadığını iddia ettiğin kuzenindi sanırım.)
Neden Aysu -bak hala Aysu diyorum- aşkımıza ne oldu?
Erkek tarafı ne taktı,kız tarafı ne taktı kafalarına sen hangi ara girdin? Sen, sen aşkım, "Evlendikten sonra altınlarımın yanına yaklaştırmam,hepsi benim bekaretimin bir karşılığıdır." diyecek ve altın kesesine,Gollum'un yüzüğe yapıştığı gibi yapışacak bir insan mıydın?
Çeyrek altın lan.
Hepsinden geçtim,kafelerde otururken kahve konusunda hiçbir iddiası olmayan işletme sahipleri ile saatlerce, "Bu amerikano değil,ben sizden amerikano istedim,siz bana gidip ne getirmişsiniz." diye kavga eden sen, o gelin başı ve makyajı yapılırken nasıl sesini çıkartmadan kuzu gibi oturdun?
Hala sim çıkıyor oramdan buramdan.
"Kesinlikle karizmasından taviz vermez,dıştan sert ama içten yumuşacık bir adamdır. Mert adamdır. Adam gibi adamdır " diye gözlerin dola dola anlattığın baban, en son kafasındaki rakı bardağını düşürmeden oynamaya çalışırken kustuydu düğünde.
Kendisini çok sevdim o ayrı.
Canım karıcığım,makarna yediğimiz günleri özledim.
Dön ananın evinden.

Kederler içindeki kocan, Muhittin.

Not: Su faturasını ödeyemedim kaltak. Nereye sakladın altınları?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder