23 Eylül 2011 Cuma

Morula,Blastula,Gastrula


Burnunun ucundan akan ter halıya, sırtından akan ter kıçına damlayarak yatağın ucunda oturuyordu. Sigarasını neredeyse filtresine kadar içmek çabasındaydı. Bir fırt bile boşa gitse, göt cebinde unuttuğu paket yamyassı olmuş, tüm sigaraların kenarları patlamış tütünleri fışkırmış gibi üzülecekti. Pencerenin aralığından toz kokulu bir hava gelip içeri doluyor, soğuk soğuk terli vücuduna yapışıyordu. İçinden, "Ulan leş gibiyim" diye geçirdi. Sonra bunu düşünüyor olmasına şaşırdı. İnsanın, vücudunun pisliğini düşünmemesi gereken anlar vardır, hani mecazi olarak gırtlağına kadar boka battığı anlar. O anlardan birini yaşıyordu.
27 senelik ömrünün en yeşillikli günüydü. Azametle kafasını çevirip arkasında sere serpe, boylu boyunca uzanmış kadına baktı. Çırılçıplak ve ter damlacıklarıyla kaplı, mavi ifadesiz gözlerle tavana bakıyordu. Bakışları kadının inek bakışlı gözlerinden aşağıya kaydı. Terli boynundan, etlere gömülmüş, görünmeyen köprücük kemiklerine. Sıcak hava dolayısıyla kendi başının çaresine bakan göğüslerine. Oradan beline ve en son karnına.
Tüyleri yer yer ürpermiş karın görüntüsüyle göz göze gelir gelmez önüne döndü. Öğlen saatleri henüz başlarken neşeyle geldiği evde, şimdi sırılsıklam oturuyordu. Kadın, esmerlikten kenarları morarmış dudaklarını büze büze, hani sanki bayram seyran haberi verir gibi: "Hamileyim" demişti gelir gelmez.
"Ulan bari gelir gelmez demeseydi, bi' otursaydım, bi' soğuk su içseydim."
Su içmeyi falan bir yana bırakıp soyunduğu gibi kıç üstü oturmuştu. Nasıl olmuştu neden olmuştu sormuyordu bile.
Kadının ılık iç organları, kurnaz tedbirsizliği, ay dönemi talihsizliği falan birlik olup ağzına sıçma kararı almışlardı sadece. Ne demek neden, ne demek nasıl.
Cevabı basit, denyoca sorulardı bunlar. Sıçtığımın spermlerinde navigasyon cihazı vardı. Kadın yalan söyleyip duruyordu.
O pis vücudunun içinde kanını emip emip büyüyen ve ziyadesiyle çirkin göründüğünü tahmin ettiği canlıyı düşündü. İmhası gerekiyordu kısa sürede ama ağzını açıp da sormaya korkuyordu: "ne zaman?" Çünkü memnun etmeyecek bir yanıt alacağına emindi. Kadının karnındaki tüyler koyu koyu belirginleşmeye uzun zaman önce başlamıştı. Göğüsleri silikon takılmışcasına heybetlenmiş, ama vücuduna genel bir halsizlik, bir "ay çok yorgunum"luk havası çökmüştü.
Sigaranın bitip parmak ucunu yaktığını farketti, fırlattı. Sonra,tıpkı bir gerizekalı gibi kalkıp fırlattığı yerden izmariti aldı, banyoya gitti leş gibi, yol yol çiş izi olmuş klozete attı, sifonu çekti. Kadın kıpırdanıp yan dönmüştü bu esnada. Selülitleri belirginleşmiş, davlumbaz ebatlarındaki poposu adama dönük, öylece yatıyordu.
Adam bir süre baktı bu popoya.Kendi poposunun daha güzel olduğunu düşündü.
Bir şeyler söylemesi gerekiyordu şimdi, burnunu bu yeşil yeşil kokan boktan kurtarmak için ama manalı ya da manasız bir ses çıkartmaktan da çekiniyordu, danayı ürkütmemek için.
Çarşafta kendi terli kıçının izini bulup yeniden oturdu. Parmağının içi kir dolu tırnağıyla kadının kıçını dürttü: "Asuman" dedi, garip bir tonlamayla. Sesi, seyyar hıyarcıya seslenir gibi çıkmıştı "iki kilo çengelköy versene irilerden." Kadın yanıt yerine tuhaf bir mırıltı çıkarttı.
"Ya sabır" çekti içinden "Sıçtığımın leğen götlüsü, kedi sanki mırıl mırıl."
"LAN ASUMAN" dedi dışından "DÖN".
Kadın, kaçak kat inşaatına kum çekiyormuş gibi zahmetle bedenini döndürdü. Gözleri nemli nemli ve hala ortalama bir inek kadar zeki, adama bakmaya başladı.
"Diyorum ki n'apıcaz? Düşündün mü b'işey?"
Kadın yanıt verirken adama kabız ambiansı yaratmaya kararlı gibiydi, yine insana özgü bir cevap vermek yerine, dudaklarını büzdü, gözlerini açabildiği kadar açtı. Doğru tahmin ettiniz evet, konuşurken bol bol yumuşak g kullanan, ağzında çakıl taşı varmış gibi bir aksanla konuşan kadınlardandı bu Asuman.
Bir sevecenlik gösterisine soyunup, kabzımaldan mal alıyormuş gibi "çapçap" bir ses çıkararak kadının kalçasına vurdu, tatlı tatlı gülümsemeye çalıştı.
"İkimiz için de en doğrusu, hayatımızı düşünelim, aileler de var işin içinde, canım bak, ama anlamıyorsun, ne yaparız sonra, biliyorsun para, ama sıkıntıdayım, yahu anlasana." diye başlayıp, "ASUMAN, çileden, yahu gerizekalı mısın, evlenmek, hayır, lan, koca götlü orospu, ağlama çakarım, çıkartma insanı, kes, istemiyorum" diye biten bir diyalog kurdu kadınla.
Yeniden sessizlikle kucaklaştığında, -birader ter kokuyorsun- göt çizgisinin hafif dışına taşarak aynı yere oturdu. Az önce ettiği küfürler de dahil her şeye omuz silkip yeri gelince ağlayıp yeri gelince çamurlaşarak karşılık veren kadının bu sefer ayaklarıyla göz göze geldi arkasına bakınca. Az önce yüzünü yapıştırdığı, kumaşında bir takım tonton ayıların el ele verip koştuğu neşeli diyarların baskısı olan yastıkta şimdi parmaklarından üçer beşer kıl fışkırmış çirkin ayakları duruyordu.
"Ayağına sıçtığımın karısı" dedi yine önüne döndü.
Kim bilir kaç hafta önce doğaya saldığı spermi, kadının kanını eme eme büyümeye devam ediyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder