23 Eylül 2011 Cuma

Morula,Blastula,Gastrula


Burnunun ucundan akan ter halıya, sırtından akan ter kıçına damlayarak yatağın ucunda oturuyordu. Sigarasını neredeyse filtresine kadar içmek çabasındaydı. Bir fırt bile boşa gitse, göt cebinde unuttuğu paket yamyassı olmuş, tüm sigaraların kenarları patlamış tütünleri fışkırmış gibi üzülecekti. Pencerenin aralığından toz kokulu bir hava gelip içeri doluyor, soğuk soğuk terli vücuduna yapışıyordu. İçinden, "Ulan leş gibiyim" diye geçirdi. Sonra bunu düşünüyor olmasına şaşırdı. İnsanın, vücudunun pisliğini düşünmemesi gereken anlar vardır, hani mecazi olarak gırtlağına kadar boka battığı anlar. O anlardan birini yaşıyordu.
27 senelik ömrünün en yeşillikli günüydü. Azametle kafasını çevirip arkasında sere serpe, boylu boyunca uzanmış kadına baktı. Çırılçıplak ve ter damlacıklarıyla kaplı, mavi ifadesiz gözlerle tavana bakıyordu. Bakışları kadının inek bakışlı gözlerinden aşağıya kaydı. Terli boynundan, etlere gömülmüş, görünmeyen köprücük kemiklerine. Sıcak hava dolayısıyla kendi başının çaresine bakan göğüslerine. Oradan beline ve en son karnına.
Tüyleri yer yer ürpermiş karın görüntüsüyle göz göze gelir gelmez önüne döndü. Öğlen saatleri henüz başlarken neşeyle geldiği evde, şimdi sırılsıklam oturuyordu. Kadın, esmerlikten kenarları morarmış dudaklarını büze büze, hani sanki bayram seyran haberi verir gibi: "Hamileyim" demişti gelir gelmez.
"Ulan bari gelir gelmez demeseydi, bi' otursaydım, bi' soğuk su içseydim."
Su içmeyi falan bir yana bırakıp soyunduğu gibi kıç üstü oturmuştu. Nasıl olmuştu neden olmuştu sormuyordu bile.
Kadının ılık iç organları, kurnaz tedbirsizliği, ay dönemi talihsizliği falan birlik olup ağzına sıçma kararı almışlardı sadece. Ne demek neden, ne demek nasıl.
Cevabı basit, denyoca sorulardı bunlar. Sıçtığımın spermlerinde navigasyon cihazı vardı. Kadın yalan söyleyip duruyordu.
O pis vücudunun içinde kanını emip emip büyüyen ve ziyadesiyle çirkin göründüğünü tahmin ettiği canlıyı düşündü. İmhası gerekiyordu kısa sürede ama ağzını açıp da sormaya korkuyordu: "ne zaman?" Çünkü memnun etmeyecek bir yanıt alacağına emindi. Kadının karnındaki tüyler koyu koyu belirginleşmeye uzun zaman önce başlamıştı. Göğüsleri silikon takılmışcasına heybetlenmiş, ama vücuduna genel bir halsizlik, bir "ay çok yorgunum"luk havası çökmüştü.
Sigaranın bitip parmak ucunu yaktığını farketti, fırlattı. Sonra,tıpkı bir gerizekalı gibi kalkıp fırlattığı yerden izmariti aldı, banyoya gitti leş gibi, yol yol çiş izi olmuş klozete attı, sifonu çekti. Kadın kıpırdanıp yan dönmüştü bu esnada. Selülitleri belirginleşmiş, davlumbaz ebatlarındaki poposu adama dönük, öylece yatıyordu.
Adam bir süre baktı bu popoya.Kendi poposunun daha güzel olduğunu düşündü.
Bir şeyler söylemesi gerekiyordu şimdi, burnunu bu yeşil yeşil kokan boktan kurtarmak için ama manalı ya da manasız bir ses çıkartmaktan da çekiniyordu, danayı ürkütmemek için.
Çarşafta kendi terli kıçının izini bulup yeniden oturdu. Parmağının içi kir dolu tırnağıyla kadının kıçını dürttü: "Asuman" dedi, garip bir tonlamayla. Sesi, seyyar hıyarcıya seslenir gibi çıkmıştı "iki kilo çengelköy versene irilerden." Kadın yanıt yerine tuhaf bir mırıltı çıkarttı.
"Ya sabır" çekti içinden "Sıçtığımın leğen götlüsü, kedi sanki mırıl mırıl."
"LAN ASUMAN" dedi dışından "DÖN".
Kadın, kaçak kat inşaatına kum çekiyormuş gibi zahmetle bedenini döndürdü. Gözleri nemli nemli ve hala ortalama bir inek kadar zeki, adama bakmaya başladı.
"Diyorum ki n'apıcaz? Düşündün mü b'işey?"
Kadın yanıt verirken adama kabız ambiansı yaratmaya kararlı gibiydi, yine insana özgü bir cevap vermek yerine, dudaklarını büzdü, gözlerini açabildiği kadar açtı. Doğru tahmin ettiniz evet, konuşurken bol bol yumuşak g kullanan, ağzında çakıl taşı varmış gibi bir aksanla konuşan kadınlardandı bu Asuman.
Bir sevecenlik gösterisine soyunup, kabzımaldan mal alıyormuş gibi "çapçap" bir ses çıkararak kadının kalçasına vurdu, tatlı tatlı gülümsemeye çalıştı.
"İkimiz için de en doğrusu, hayatımızı düşünelim, aileler de var işin içinde, canım bak, ama anlamıyorsun, ne yaparız sonra, biliyorsun para, ama sıkıntıdayım, yahu anlasana." diye başlayıp, "ASUMAN, çileden, yahu gerizekalı mısın, evlenmek, hayır, lan, koca götlü orospu, ağlama çakarım, çıkartma insanı, kes, istemiyorum" diye biten bir diyalog kurdu kadınla.
Yeniden sessizlikle kucaklaştığında, -birader ter kokuyorsun- göt çizgisinin hafif dışına taşarak aynı yere oturdu. Az önce ettiği küfürler de dahil her şeye omuz silkip yeri gelince ağlayıp yeri gelince çamurlaşarak karşılık veren kadının bu sefer ayaklarıyla göz göze geldi arkasına bakınca. Az önce yüzünü yapıştırdığı, kumaşında bir takım tonton ayıların el ele verip koştuğu neşeli diyarların baskısı olan yastıkta şimdi parmaklarından üçer beşer kıl fışkırmış çirkin ayakları duruyordu.
"Ayağına sıçtığımın karısı" dedi yine önüne döndü.
Kim bilir kaç hafta önce doğaya saldığı spermi, kadının kanını eme eme büyümeye devam ediyordu.

Umutsuz Ev kadınları


Ofis engellemelerine kurban giden bir sürü internet sitesinin ardından,mesai saatini bitirmek eskisinden çok daha zor bir hale geldi takdir edersiniz ki 9gag da bir yere kadar insanı oyalıyor. "Ne yapayım" diye düşünürken hazreti google'a rastgele bir şeyler yazıp aratmaya başladım, bir saat kadar (makrofajlar,genetik hastalıklar,embriyoloji,opera sanatçılarımız,christophe nolan falan) oyalanmayı başardıktan sonra içimdeki kadın durmadı ve "astroloji" konusunda küçük bir araştırma yapmaya karar verdi. Bu kararım beni erkeklerin giremediği kadın forumlarına yönlendirdi...
Dehşete düştüm,hala da çıkabilmiş değilim bu yazıyı okuyan sayın insanlık. Hatta kanada'dan açıp bakan arkadaş sana da sesleniyorum. Ben ömrümde böyle eziyet duymadım, görmedim. Kaynaşmaya çok açık bir topluluklar ve son derece sevecenler, buna bir diyecek yok. Fakat durumları hakkaten vahim. Kızılay, Somali'ye yardım götürmeyi bitirdiğinde bunlarla da ilgilenebilirse ben kendi adıma hakkaten bir yürek ferahlaması yaşarım.
20'li yaşlarda üç çocuklu kadınlar var. Yine 20 yaşında, eve kapanmış kocası dönsün de iki güleryüz göstersin diye bekleyenler, hamile kalmak için yine o yaş grubunda deli gibi dolananlar var. Kocası, "ben seni artık istemiyorum defol git" deyip koluna başka bir kadının adını dövme yaptırdığı halde, bu sitelerde adamı eve bağlamanın yollarını arayan 26 yaşında bir kadın tanıdım.
"22 yaşındayım, evli değilim" dediğimde bana evde kalmış muamelesi yaptılar,sağ olsunlar sevgilim var deyince ben, biraz yatıştılar.
Dini inançları da sağlam maşallah, kanama geçiriyorlar ," ölüyorum doktora gideyim" yerine, "orucum bozuldu,dur diyaneti arayayım sorayım kusurlu mu sayılırım" diyorlar. Birinin kocası sabah dövüp, gece yatakta sırnaşmış, hararetle anlatıyor "istemedim itekledim" diye, diğerlerinin yanıtı hep bir ağızdan şu şekilde; "dinimize göre kocan yanaştığında kabul etmezsen melekler seni sabahlara kadar lanetler. dini nikahın düşer".
Değişik bir yaşam formu keşfettim kısacası arkadaşlar, biriniz nasayı arayın zira uzaylılardan daha ilginç geliyorlar şu an gözüme.
Somalide aç kalmış insanlara bile bu kadar üzülmemiştim.
Buraya duygusallı yazı yazıp da ayarını bozmak değil amacım ama, abicim bu kadınları bu duruma düşürenlerin allah bin belasını versin.
Kümesteki tavuklar gibiler. ve lanet olsun ki farkında değiller hallerinin. Mutlular. Senden, benden bizden. Cemil cümlemizden mutlular. Olacak iş değil. Hakkaten değil.

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Bin Turna


İnsanların gözü dönmüş hırsları yüzünden ölen bütün çocukların günü,6 ağustos.
Hiroşima'ya atılan atom bombası yüzünden 12 yaşında lösemiye yakalanıp, "yaşamak" isteyen küçük bir japon kızının, ölmeyen gülümseyişinin simgesi,turna kuşları.
Ölmek istemediği için,12 yaşından sonrasını da görmek istediği için,tadına bakmadığı tüm şeyleri tatmak,aşık olmak,deli gibi koşmak,belki evlenmek belki anne olmak,yaşlanmak istediği için japon inanışına göre kağıttan renkli turna kuşları katlamaya başladı.
Eğer bin tane turna kuşunu katlamayı başarabilirse,tanrı bunu görecek ve ona sağlığını geri verecekti.
yapamadı. 645. turnayı katlayamadan, katladığı turnaların kanadına binip gitti.
arkadaşları,cenazesinde her yeri kağıttan turnalarla kapladılar.
O günden beri, turna kuşu barışın ve nükleer karşıtlığının simgesi.

Bomba taşıyan uçaklara karşı, sevgi taşıyan turna kuşlarının bu dünyada şansı nedir bilememekle birlikte, inanıyorum ki,

Bir çocuğa böylesine kıymanın günahını, bin turna kuşu bile temizleyemez.
ve 1955 yılında japonya'da acı çekerek ölmüş bir kız çocuğu için hissettiğim acının, duyduğum utancın tarifini yapmaya, yazacağım hiç bir yazı kuracağım hiç bir cümle yetmez.



uçurtması geçiyor ağaçlardan,
siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.
Çocuklara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin."
yor ağaçlardan,
siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.
Çocuklara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.

8 Mayıs 2011 Pazar

Otobüs


Otobüsler kalabalık yerlerdir.İnsanların birbirlerine değerek oturduğu ya da ayakta durduğu ama çoğunlukla konuşmadan sadece birbirini süzdüğü bana sorarsanız hayatınızda bulunduğunuz en ilginç ortamlardan biridir otobüsler.
Ani fren sonucu uçmak gibi elde olmayan sebeplerde birbirine tutunmak bile kabul görebilir,karşılıklı tebessümlerle teşekkür edilir.
Özellikle uzun yolculuklarda daha da ilginçleşir otobüsler.
80 yaşında ve bir 20 sene daha rahat yaşayacak olan amca,3 gün sonra karşıdan karşıya geçerken hızını alamayıp ona çarpan ve kaçan taksinin altında kalacak 20 yaşındaki sarışın çocuktan yer ister.
Oturduğu yerde bağırmamaya çalışarak cep telefonu aracılığı ile sevgilisiyle kavga eden kız,kendisini duyan diğer kızlar tarafından kötücül bakışlarla süzülür, "bizim ilişkimiz daha iyi" diye düşünen kız iki hafta sonra çok kötü boynuz yer,kavga eden kız otobüsten inince barışır ve üç yaz sonra kavga ettiği çocukla evlenir.
Geçen sonbaharda kocasını kaybetmiş mavi mantolu yaşlı teyzenin tüm huysuzluğu bundandır.
Cep telefonunu iki eliyle kullanan ve bağıra bağıra konuşan yaşlı amca, geliniyle küstür,torununu senelerdir göremiyordur.
Bütün gün ayakta çalışmış olan orta yaşlı adam,otobüste de ayakta kalmıştır.
Siyah kotlu genç kız,kürtaja nereden para bulacağım diye düşünüyordur,diğer yanda kafalarını birbirine yaslamış uyuyan çiftin çocuğu olmuyordur.
Deneme sınavlarını karşılaştıran liseli gençlerden matematik netlerinin iribaşlığıyla diğerine hava atanı Öss'da kaydırma yapacaktır.
En önde oturan kadın,zamanında babası istiyor diye evlendiği kocasından beş posta dayak yemektedir.
En arkada bacaklarını alabildiğine uzatmış müzik dinleyen adam her akşam karısını dövmektedir.
avaz avaz ağlıyor diye söylenip rahatsız olduğumuz bebek 5 sene sonra bisiklete binerken düşüp ölecektir.
Bilemezsiniz.
Yarım saat boyunca sürtüne sürtüne ilerlediğiniz o insanlar,yol bittiğinde biterler.
Bu yüzden otobüsler,
bu birbiriyle hiç alakasız,tek kelime konuşmamış insanların İstanbul trafiğinin curcunasında birlikte risk aldığı garip bir mekandır.

24 Şubat 2011 Perşembe

Bak Kızıyorum Volume 1-İlişkiler





O kadar çok kızıyorum ki kategorilere ayırarak ancak içinden çıkabileceğime karar verdim,
İlk Mevzum İlişkiler, yani şuna bile nasıl kızmışım arkadaş. Delleneceğim en son sonra Türkü niye ağzından köpükler saçarak üstümüze doğru geliyor?


1-"Fotoğraf Yorumları"-Kardeşim,yapmayın.allah rızası için,her fotoğrafınızın altına şiir yazmayın.Görünce kan beynime sıçrıyor,ne yapacağımı şaşırıyorum yani tansiyonum falan çıkıyor,büyüğüm 15 küçüğüm 12 oluyor.Hep zaten klasiktir,yan bakışlı bir kızımız boynundan aşşağısı zaten kayıp belli ki nerden baksan 120 kilo çekiyor,gözler ahu gibi ama patates yanakları nasıl saklayacağız?altında da upuzun şiir,Atilla İlhan'ı,Can Yücel'i rahat bırakın bari,uyusun adamlar.Şiirin altına da sevdalısı yorum yapmış, "Oyy ben seni yerim böcüğüm benim." böcük? 120 kilo? E yandık desene bize yer kalmadı? Kıtalar ayrıldığından beri böyle böcek görmedimdi.Gerçi o zaman da görmedimdi.O zaman göremiyordum ama sorun bendeydi böceklerde değil.Gidin evinizde yeyin lan birbirinizi.Vıcıklar!


2-"Ortak Facebook"- mevzusuna girmeyeyim diyordum hiç,hani konumuz ilişkiler facebook değil sonuçta ama yani "hay bin kunduz" öyle sinirleniyorum ki,sinirden kendi kendimi yedim bitirdim,kimseyi de dövemiyorsun öyle canın istiyor diye,yasalar falan var.Neyse. aşkınızın büyüklüğünü mü kanıtladınız şimdi bize "Muhittin Güzide Tahtakurusu Bızdık" diye facebook açınca? O değil geriliyorum,Güzideye yazıyorum ama ya okuyan Muhittinse,cevap veren bızdıksa tahtakurusu kim? Hangisi bir ne? Kimin soyadı kiminki? Muhittin ne iş yapar sigortası var mı?Güzide gerizekalı mı gerizekalı değilse ne? Aynı anda Farmville oynamak isterseniz ne yapıyorsunuz? Rus ruleti mi oynuyorsunuz,kaybeden kazananın ayaklarını yıkayıp suyunu içiyor falan. öeh.


3-"Birbirimizin Sesini Duymadan Uyuyamıyoruz"-Hadi ordan,Muhittin öyle bir uyuyor ki,yer gök inliyor horultusuna,o senin kendi şahsi mastürbasyonun Güzide. diyerek ayıp kelimeler falan da kullandım bak,beni mecbur etmeyin buna,kendi kendimden tiksindim sayenizde.Artık bundan sonra nasıl devam edicem hayatıma hiç bilmiyorum ama yapıcaz bişeyler bulucaz bi yolunu.Neyse ne diyodum,bak ne dediğimi unuttum sinirden.Heh,Adamlar cep telefonunu siz her gece iki saat "sen kapaaa hayır sen kapaa" muhabbeti yapın diye mi icat ettiler lan? Haftanın kaç günü göt göte değil misiniz zaten ? Birbirinizin posasını çıkartmaksa derdiniz gidin yağlı güreşlere falan katılın beraber,olmadı kick boks yapın ne bileyim meşgul etmeyin operatörü.Beyninize yazık lan,sonra neden etrafta akıllı adam yok,acaba niye yok?on dakika konuşun kapatın lan,bir ay görüşmezsiniz adam askere gider seni de dağa kaldırırlar falan o zaman anlayışla karşılayabilirim bir saat telefonda birbirinize fantazilerinizi anlatmayı. Ama yolunuz yol değil bak,sonra radyasyondan beyniniz yamulunca,oynaya oynaya gelin çocuklar el ele el ele verin çocuklar.Beraber ölmek geyiğini de hakikate çevirirsiniz,tıp çaresiz kalır.Adamın asabını bozmayın.Çaresiz kalınca üzülüyor.


4-"Sürekli Mesajlaşan Başparmak"- Ellerinizde kafam kadar nasırlar çıksın inşallah,başparmağınız incelsin uzasın çelimsiz ergen oğlanlara dönsün.Sıçtığını da haber verme Muhittin'e Güzide,yapma kızım.Adam senin sıçmadığını bile zannediyor olabilir,oynama geleceğinle.Gerçi o gerizekalıyla evlenip napıcan o da bi konu ama bizim konumuz değil.Hiç iki elin aynı anda lazım olmuyor mu? Ne bileyim mantı açarken,dolma sararken herhangi bir şeyi bir elinle tutup diğer elinle çekerken falan? Sürekli tek elin out of order güzide,Sana bir şey anlatmak da mesele,dinliyo musun dinlemiyo musun Muhittin'e direkt anlattığım şeyleri mi aktarıyosun? hay allah sizin cezanızı..etmiycem beddua benzemiycem babanneme hayır. o kadar uzun boylu değil.Ama sinirleniyorum çok,bir yandan da böyle gözlerim pörtlüyor falan.Bilemiycem.Bırak o telefonu güzide.


5-"O kadar Çok seviyoruz ki uçan tekmeyle ağzımı kırdı,yine döndüm" Eşek tepse kazara,intikamını garibanı sucuk fabrikasına yollatarak alırdın,adam osmanlı ordusunun viyanaya girdiği gibi giriyor sana,aşkınız öyle büyük ki affediyorsun.Sana mı beyinsiz desem buna sinirlendiğim için kendime mi bilemiyorum tabi herkesi eğitemezsin kimisi de dayak yiyecek aşk zannedecek şu hayatta ama yani izan var,ya da yok mu? Amaan.
Muhittin o tokatları ağzına ağzına seni çok sevdiğinden vurdu güzide,babandan bile yemediğin dayağı hep o aşktan yedin sen.Otur keyfine bak şimdi.Muhittin Hızarcıya gitti,odun almaya.


6-"Aşırı Kıskanıyor,Aşktan Gözü Dönüdönüveriyor" Ona öyle demezler Güzide,Muhittin seni kızışmış mart kedisi gibi görüyor,dayının oğluyla konuşsan adamın bakışları değişiyor falan, o niye? hadi buna da mantıklı bi açıklama yap da göt olayım. Ay bütün erkek arkadaşlarını sildi di mi? Kıyamam, sen de kızları sil,feysbukunuz zaten ortak,arkadaşınız kalmaz sorun da çözülmüş olur kökünden.Kökü orası değil gerçi ama, o biraz biyolojiye azıcık da ürolojiye girdiğinden burada açmayacağım onu.Zaten sen 5. maddedeki dayağı da biraz bundan yemiştin di mi?
uyuyordun ders çalışıyordun marketteydin yün örüyordun dolma sarıyordun kuafördeydin ama işte adam hepsinde seni tenhalarda alilerle ahmetlerleydin sandı,ondan kırdı döktü,yoksa özünde pamuk gibi,hafif gerizekalı ama.sana o da yeter.Sıkma Kendini.


7-"Ayağına Sıkarım" Muhittin zaten belirttiğim gibi sert bir insan,sen dua et mahalleden kamyonla adam toplayıp gelmiyor sana,gerçi o da ayrı bir cinayet sebebi,mahalleden topladığı adamlara temas etmen durumunda bilmiyorum Napar muhi.Canım Muhi de nasıl yakıştı,sinirim geçer gibi oldu duyunca.Neyse geri dönersek,Muhittin böyle bir insan,hadi gizleme senin de hoşuna gidiyor, "birine yan bakarsan ikinizi de öldürürüm" tehditleri,el bombalı kalaşnikoflu aşk yeminleri falan.İkinizi de iyice suda beklemiş odunla yarımşar saat dövüp sonra Soner Sarıkabadayı ile marine etmek isterdim ama yasalar.Avukatı var Savcısı var bunun.korkarım.




Daha sonra yine sinirlenicem bişeye,şimdilik buna bu kadar köpürebildim.

4 Şubat 2011 Cuma

Sevgililer Günü

Yine O meşhur,her yerin en sevdiğim renk bol bulamaç kullanılarak süslendiği aya geldik.
Şubat festivali başlasın!
Bilmemne mobile'da sevgililer gününe özel bıcırıklı telefon sadece 499 lira 90 kuruş!
Sevgililer günü pastanız bizden,her yere kalp serpiştirdik sizi kazıklamayı bekliyoruz koşun!
Sevgililer gününde sevgilisine kalpli bir şeyler hediye etmeyen erkekler antropoza gireceklermiş!
14Şubat günü memleketin tüm büyük caddelerinde,kenarından ortasından lüksünden tüm mahallelerin kızları, ellerinde birer kırmızı gülle,eşek gibi sırıtan sevgililerinin kollarına asılarak yürüyecekler.
Belki bazı hanım kızlarımızın parmaklarına,hemcinslerinin gözlerine soksunlar diye tektaşlar takılacak.
Çiçek satan çingeneler çiftleri kovalayacaklar ve kırmızı olan her şey gerçek ederinin 5 katı fiyata satılacak. (bkz: 20 liraya tek kırmızı gül almak)
Ben açıkcası kendi adıma,apaçi burak ve sevgilisi aybike ile,tikky mert ve sevgilisi Bengisu ile,bağrı yanık delikanlı halil ve sevgilisi namusuna son derece düşkün sümeyye ile aynı gün sevgililer günü kutlamak falan istemiyorum.
Elimdeki gülü aybike'nin sümeyye'nin de elinde görürsem dikenlerini tek tek sevgilimin kaba etlerine batırabilirim zira.
Ya da şu üstüne fotoğraf bastırılmış yastıklar,kupalar,yapbozlar falan.Ne çeşit bir rezilliktir ya resul allah.Kim sardı bunu bizim başımıza?
Hani böyle yazınca da kız arkadaşlar içlerinden "ne öküzmüşsün be türkü" demesinler.
Özel günleri önemserim ben,arkadaşlarıma bile iki saat düşünür hediye yaparım,sabahlara kadar oturur elimle bir şeyler hazırlarım.
Ama doğumgünüdür,yılbaşıdır,yıldönümüdür bunları önemserim ben yahu.
Adamın teki çıkmış bugün herkes birbirine kırmızı kalpli bir şeyler hediye etsin demiş diye gidip o günü öyle neden kutlayayım?
Canım ne zaman isterse o zaman bir şeyler alıyorum ben zaten adama?
gezerken sağda solda bir şey beğenirsem " aa ne güzelmiş lan" diyerek.
14 Şubat kasıntısı,tarafımdan saçma ve gereksiz bir gün olarak etiketlenmiştir, hem de taaa seneler seneler öncesinden.
Benim zaten kendi sevgili günüm var,elaleminkini neden kutlayacağım?
Hani bazı sivri zeka arkadaşlar çıkıp da şimdi, "e o gün de bi sürü insanın özel günüdür belki ne biliyon?" diyebilir.
Ama en azından kavimler göçü gibi binlerce "aşık(!)" genç ellerinde çiçekler,akın akın sağa sola yürümüyorlar, der geçerim.
Ayrıca,tüm sene türlü çeşitli ayılıklarla,hatta abartıp haddini aşıp silleyle tokatla küfürle hakaretle kıza girişip,üç kuruşluk değer vermeyip Allahın şubatının 14. gününde eline bi çiçek,midesine bi pizza tıkıştırmakla da olmuyor bu işler.
İnsan,durduk yere de yapabilmeli böyle şeyleri.
Yani kıssadan hisse,sevgililer günü umrumda olmamakla beraber,yukarıda belirtmiş olduğum diğer özel günlerde yapılacak kusurlu hareketlere karşı bin kaplan gücündeyimdir!
(meheheh)